Bioenerji Nedir?

Bioenerji Evrensel enerji ya da yaşam enerjisi olarak da bilinmekte ve temel işlevini incelediğimizde, evrendeki bütün canlıların kozmik enerjilerini şifa maksadı ile kullanılmasıdır. Vücudumuzda gerçekleşen bütün olaylar ve işleyen tüm sistemler beyin kontrolü altında çalışır ve her birinin görevini de beyin kontrol eder. Bu düzenekte bazen bozulmalar meydana gelebilmektedir. Düşünce kalıpları, üzerinizdeki negatif enerjiler, dış etkenler, stres, endişe, sıkıntı, kaygı vs. gibi durumlar, kişinin çakralarını etkiler ve onları bloke eder. Hücreler için gerekli olan enerji bu bloke sebebiyle gereken yerlere ulaşamaz. Doğal ve düzenli olarak akan sistemlerin kesintiye uğraması, çakraların var olduğu organda ve ona ek olarak salgı bezlerinde görev aksaklıklarına sebep olabilmektedir. Bu aksaklıklar da peşi sıra problemler getirebilmektedir. Vücut, düzenli olarak ilerleyen döngüsü bozulduğu için ağrılarla ve ruhsal olarak sorunlarla etkilenebilmektedir.

Bioenerji, bu bozulan dengede hem vücudun hem de psikolojinin aynı anda iyileşmesini sağlayan şifa tekniğidir. Bu sayede en başta ağrılar ardından da ruhsal sorunlar bioenerji seansları sayesinde kısa süre içerisinde çözümlenmektedir. Tüm bu olumsuz faktörler vücudun enerji dengesini de etkileyerek kişinin yaşam kalitesini düşürür. Yaşama sevinci, sağlık ve hayat enerjisi üzerindeki negatif etkileri ortadan kaldırmak için vücudun enerji dengelerini yeniden düzenlemek gerekir. Alternatif tıp tam da bu noktada devreye girer. Modern tıp yöntemleri ile birlikte insan sağlığının korunmasını amaçlayan tedavi yöntemleri çok eskiden beri Uzak Doğu ve Avrupa’da uygulanmaktadır.

Bioenerji kavramına kelime anlamı olarak bakacak olursak yaşam ve enerji kavramlarının birleşiminden oluştuğunu söyleyebiliriz. Evrensel enerji ya da yaşam enerjisi olarak da bilinmekte ve temel işlevini incelediğimizde, evrendeki bütün canlıların kozmik enerjilerini şifa maksadı ile kullanmaktır. Şifa enerjisi insanlık var olduğundan bu yana vardır. Bioenerji pozitif yönde bir şifa enerjisidir, mana olarak da evrensel yaşam enerjisini içinde barındırmaktadır. İnsanlarda, hayvanlarda ve canlı cansız tüm her şeyde mevcuttur. Evrenden aldığımız ve içselleştirdiğimiz bu pozitif enerjiye bizler bioenerji diyoruz.

Bu enerji ile şifa konusu ise avuç içi parmaklarda bulunan enerji çakralarının doğru kullanılması metodu ile şifa verilecek kişinin enerji merkezlerine (çakralarına) ve titreşimsel bozukluğu olan enerji bedenine aktarımı sağlanarak uygulanan bir tekniğe verilen isimdir. Bioenerji, sadece rahatsızlık hissedilen bölgeye değil, tüm vücuda uygulanmaktadır. Hem psikolojik hem de fiziksel rahatsızlığa sahip olan kişilere rahatlıkla uygulanabilen yöntemin hastaya herhangi bir zararı ve yan etkisi bulunmamaktadır. Pozitif enerji hastanın rahatsızlık duyduğu bölgeden giriş yaparak tüm vücuda dağılmakta ve vücuttaki negatif enerjinin dışarı atılmasını sağlamaktadır. Bu yöntem sayesinde vücut, sinir sistemini resetlerken kişi, tüm negatifliklerden arınmakta ve hem fiziksel hem de ruhsal olarak yeni bir döneme adımını atmaktadır.

Başta Rusya, İngiltere, Almanya, Kanada ve birçok uzak doğu ülkesi alternatif tıp olan bioenerjiyi bilimsel olarak uygulamaya başlamış ve bu ülkelere ek olarak batı avrupa ülkelerinde, ABD’de ve İngiltere’de binlerce bioenerji uzmanını görev yapmaya başlamıştır. Ancak ülkemizde ise böyle bir durum söz konusu olmayıp, bioenerji alanında sıklıkla sadece tuhaf ve yetersiz eğitimlerin yer aldığı görülmektedir.

Bioenerji Ne Değildir ?

Bioenerji tıbbın yerine geçen bir teknik değildir. Bio enerji uygulayıcısı olanlar doktor değildir, sadece şifacı olarak bioenerji tekniği uygulayıcısıdır. Bio enerji uygulayıcısı kesinlikle tanı koymaz, ilaç önermez doz arttırmaz yada tedavi sürecine müdahale etmez. Bio Enerji hiçbir inanca ait değildir. Kişinin dili dini ne olursa olsun uygulanabilir. Kesinlikle kimseye şu kadar zamanda iyileşirsin vs. sözü verilmez verilemez. Bunun dışında önemli bir hususta bioenerjinin falcılıkla, büyücülükle, muskayla ve hiçbir soyut varlıkla alakası olmamasıdır. Bio Enerji hiçbir soyut varlığı temizlemez, bulaştırmaz, yok etmez, var etmez çünkü bio enerji yaşam enerji ve pozitif enerjidir. Negatif ile ilişiği yoktur.

Bioenerjinin Tarihçesi

WhatsApp Image 2022-03-10 at 11.07.32

Bilim bir bilgi birikimidir ve bizden sonra gelen kültürlere aktarılarak oluşur. Her şeyin bir tarihi vardır. Tarih, insanoğlunun; evreni algılama, değerlendirme, zaman ve mekansal değişiklikleri anlamlandırma çabasıyla birlikte kronolojik veya neden sonuç ilişkileri içerisinde ortaya konulan bilgi yığınıdır. İnsanoğlunun fiziksel ve zihinsel varoluşunun doğal bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanoğlunun merakı ve anlamlandırma çabası ile birlikte her bilimin bir tarihsel süreci ve o süreçteki çalışmaların sonuçları, zamansal bir yapı içerisinde varlığını korumakta ve neden sonuç ilişkileri oluşturmaya çalışmaktadır.

Bioenerjinin tarihi incelendiğinde bu uygulamanın insanlık tarihi kadar eski olduğu gözlemlenmektedir. Özellikle Sibirya bölgesinde yaşamış Şamanların şifacılık adına yaptıkları birçok uygulamanın içinde “Bioenerji” uygulamaları yer almaktadır. Dolayısı ile Bioenerji uygulamalarının yaklaşık 18.000 yıllık bir tarihe sahip olduğu söylenebilir. Özellikle Şamanlar bu ilmi canlılardaki rahatsızlıkları gidermekte uzun yıllar boyunca kullanmışlardır. Şamanlar hastalığın ruhsal boyutuna bakarlar. Bir hastalık duygusal veya fiziksel boyutta gerçekleşiyor olabilir ama şaman ruhsal dengesizlik veya uyumsuzluğu arar ve şifa çalışmasını ruhsal ve enerjisel boyutta yaparak kişinin şifalanmasına vesile olurlar. Bioenerji tıp biliminin 18 bin yıllık geçmişi vardır. 18 bin yıl önce Orta Asya coğrafyasında Tibet bölgesinde eski Şaman Türklerinin başlattıkları ve yaptıkları bir uygulamadır. Binlerce yıllık tecrübeye sahip olan Bioenerji, alternatif sağlık biliminin temeli sayılmaktadır. Kadim uygarlıklar, manyetik alanların farkına varmış ve bu bilgileri sağlık alanında kullanmışlardır. Bioenerji uygulaması Doğu Asya, Çin, Hindistan, Japonya Rusya ve çok zaman sonra Mısır, Yunanistan ve Roma da uygulanmaya başlamıştır. Geçtiğimiz yüzyıl Avrupa ve Amerika da uygulanmaya başlamıştır.

İkibinli yıllara doğru Amerika'da Dr. Eric Pearl tekrar bağlantı şifası tekniklerini bularak ve geliştirerek bilim dünyasına büyük katkı sağlamıştır. Rusya'da Başkan Brejnev’in hastalığına tıp doktorları çare bulamazlarken, Bioenerji uzmanı Davitaşvili Bioenerji ile tedavi ederek başkanın sağlığına kavuşmasına yardımcı olmuştur. Bunun üzerine Rusya da Bioenerji Eğitimi 14 Davitaşvili Bioenerji Akademisi açılmış ve bioenerjist yetiştirilmeye başlanmıştır. Batı Avrupa ve Amerika'da Üniversitelerde, enstitülerde Bioenerji eğitimleri verilmektedir. Rusya ve Avrupa ülkelerinde, Amerika da hastanelerde Bioenerji uzmanları görev yapmaktadır Dünya Sağlık Örgütü tarafından, 1976 yılında, Bioenerji, tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir. Ülkemizde de Bioenerji bilimi yıllardır araştırılıyor. 02.11.2011’ de, 28103 sayılı Resmi gazetede yayınlanan KHK 663/8 md. ile, Bioenerji, ' Tamamlayıcı Alternatif Tıp Uygulaması' olarak kabul edilmiştir. 2019 Nisan ayında ise alternatif kelimesi de kaldırılarak 'TAMAMLAYICI ALTERNATİF TIP UYGULAMASI' olarak düzenlenmiştir. Halen Rusya ve Çin de ilaç kullanılmayan hastaneler varken ülkemizde Meclise gelen kanun teklifinin İlaç sektörü tarafından engellendiği ve Kadim uygarlıklar dan gelen bilgilerin halka aktarılmasının engellendiği de araştırmacılar tarafından konu edilmektedir.

İnsanoğlunun yeryüzüne ilk ayak bastığı andan itibaren elle tedavi yöntemleri uygulanır. Her çağa kendine has çözüm yolları sunulmuş ve yaratılmış, hiç bir çağın insanını mağdur edilmemiş. Modern dünyanın insanı modern tıbbın imkânlarından faydalanması ön görülmüşken geçmiş çağların insanı doğa ve insanın içindeki enerji ile hastalıklarını çözmesi öngörülmüş. El ile tedavi uygulamaları Hz. Âdem den beri yeryüzünde var ve uygulanır, buna sadece farklı kültürler farklı çağlarda farklı isimler atamışlar. Bu uygulamaların üstadı, el ile şifa verme gücünü en üst noktaya taşıyan Hz. İsa A.S.’ dır. Hz. İsa A.S. 'ın el ile tedavi yöntemlerini havariler Antakya'ya getirir ve papazlar milattan 600 yıl sonrasına kadar bu elle tedavi uygulamalarını Antakya’ da uygulamaya devam etmişlerdir. Hatta o dönemlerde papazlar halkın yoğun talebi ile karşılaşır ve bu yoğun seans talebini karşılamak için Antakya (Hatay) meydanlarında platformlar kurulur ve halka toplu bioenerji seansları uygulanır. (kaynak: Çağlar İçinde Antakya). Bazı profesörler TV programlarına çıkıp bioenerjinin başlama noktası olarak eski Sovyetler Birliğini gösterir ve o dönemdeki sağlık hizmetlerin yetersiz kaldığı için komünist bir rejimin halkını bu şekilde idare ettiğini iddia eder. Bu doğru değildir, bioenerji uygulamaları Sovyetler Birliğinden iki bin yıl önce Antakya meydanlarında uygulanmaktaydı.

Binlerce yıllık bir tecrübeye sahip olan bioenerji alanı; diğer alternatif alanların da atası sayılmaktadır (akupunktur, akupresür, refleksoloji, shiatsu ve benzeri teknikler). Çünkü manyetik alanlar ve insan vücudu üzerindeki etkileri anlaşılamadan; sözü edilen diğer alternatif alanların, insan vücudu üzerinde spesifikleşmiş çalışma sahalarının oluşturulabilmesi mümkün değildir. Tarihsel seyrine baktığımızda, ilk önceleri bir felsefe gibi görünmekte olan bioenerji çalışmaları ve uygulamaları tüm kültürlerde bulunmakta ve az çok benzer uygulamalarla karşımıza çıkmaktadır. Eski yazıtlar, şekiller incelendiğinde, tüm kültürlerde; şifacıların, yogilerin, kahinlerin ve benzeri şekilde çalışan kişilerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kişilerin bu amaç için kullandıkları yöntemlerde de birçok benzerlikler bulunduğu anlaşılmaktadır. El tutmalar, üflemeler, manyetize edilmiş özel nesneler, günümüzde bile hala kullanılmaktadır. Ortaya çıkış aşamasında; simya, psikoloji, kimya ve fizik gibi alanlardan fazlasıyla yararlanıldığı ve kendisine özgü bir anlayış sistemi getirdiği aşikârdır. İnsanı anlamak amacıyla; dünya, maddeler, mevsimler, duygu, düşünce, davranış ve beden üzerinde ciddi araştırmalar yapıldığı düşünülmektedir. Eski insanlar, manyetik alanların bir şekilde farkına varmış ve bu bilgileri kullanmışlardır.

Bioenerji kelimesini, günümüz anlamında ilk kullanan kişi Mesmer’dir. Bir Alman hekim olan Franz Anton Mesmer (1734–1815), bu duruma hayvansal manyetizma ismini vermiştir. Ona göre; hayvansal yapı evrensel akışkanlığın tesiri altındadır, yıldızların etkisi altındadır, kutupsallık gösterir ve bu manyetik özelliği sayesinde canlı ve cansız her şeyle ilişki içerisindedir. Mesmer, insan vücudunun sağlıklı olması durumunu ahenk, zıddı olması durumunu ise hastalık olarak değerlendirir. Viyana’da tıp eğitimi alırken “yıldızların ve gezegenlerin insan vücudu üzerindeki fizyolojik etkileri” adlı doktora tezi ile bu görüşlerini anlatmıştır. Mesmer ayrıca, manyetik akımların (rezonansların) insan vücudunun üç ana bölgesinden giriş yaparak 12 meridyen kanallarının gezegenlerle bağlantılı bir alan içerisinde enerjilerinin yayıldığını ifade etmektedir. Astronomi, manyetizma ve klasik tıbbı birleştirmeye çalışarak büyük iddialarda bulunmuştur. İnsanların, yıldızların etkisi altında yaşadığını, evreni dolduran manyetik bir akımın insan bedenlerine nüfuz ederek onların hastalanmasına veya sağlıklı kalmalarına sebep olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre; söz konusu manyetik akım, insan vücuduna eşit miktarda dağılmışsa kişi sağlıklı, dengesiz dağılmış ise kişi hasta olmaktadır. Mesmer birçok hastayı manyetize edilmiş araçlarla tedavi etmeyi başarmış ve hızla ünlenmiştir. Böylece birçok yerde manyetizma dernekleri kurulmaya başlanmıştır. Fransa kralı ise bu gelişmelerin karşısında, manyetizma uygulamalarının gerçekliğinin araştırılması amacıyla bilimsel bir komisyon kurdurmuş ve Mesmer’in uygulamaları inceleme altına alınmıştır. Söz konusu komisyon, Mesmer’in bu çalışmaları bilim dışı olarak değerlendirmiştir. Mesmer’in çalışmalarında kullandığı yöntemlerden biri de üç manyetik alanı daha aktif hale getirmektir (üçüncü göz olarak bilinen noktanın biraz üstü, üçüncü göz ve dudak üstü). Alnın ortasına (üçüncü gözün üstü) bakılırsa kişinin zihninin açılmasına yardımcı olunacağını, buraya yapılacak enerji verme işlemleri onların zekâlarını geliştireceğine inanmaktadır. Bir kişinin iki kaşının ortasına başparmağımız ile saat yönünde baskıyla yapılan çevirmelerin kişiye enerji vereceğini söylemekte ve üçüncü göz noktasının ruhsal merkez olduğunu ileri sürmektedir. Mesmer, ayrıca üçüncü göz noktasına alüminyum ve mıknatıslarla dokunarak kişinin enerji kanalını açtığına ve bununla şans, kısmet, bereket, duru görü ve hissiyatını güçlendirdiğine inanmaktadır. Diğer noktası ise burun ve üst dudak arasıdır. Cinsel gücü artırıcı ve tahrik edici bölge olduğunu söyleyen Mesmer, bu noktaları alüminyum ve bakır çubuklarla dokunarak tedavi ettiğine inanmaktadır. Başparmaklarla manuel olarak da bu uygulamaların yapılabildiği söylenmektedir.

mesmer-hypnose

Daha sonraki manyetizma ile uğraşanlar bioenerjiyi, sistemli hale getirmeye çalıştılar. Günümüzde, bioenerjiyi bilimsel olarak algılayanların sayısı ise her geçen gün giderek artmaktadır. 1962 yılında, bilim adamlarının vücudumuzun cilt altında daire biçiminde duvarlardan oluşan “kenrak sistemi” adı verilen bir tabakanın varlığını ortaya koymuşlardır. Kenrak sistemi ve sinir hücrelerinin magnetron karakterleri de (ısı ortaya çıkarmak için elektrik ve manyetik akımları kullanabilen sistem) keşfedilerek vücut dışından sinyal almakta veya göndermekte kullanabileceği görülmüştür. Kainatın kozmik enerjisi olan bioenerji, daha sonraki yıllarda ortaya konulan manyetizma kurallarıyla bazı avrupa ülkelerindeki doktorların eline geçmiş ve onlar da bu uygulamayı kendi branşlarına entegre etmişlerdir. Daha sonraları, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde uygulanmaya başlansa da dönemin materyalist rejimi nedeniyle daha fazla gelişememiştir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte diğer dünya ülkelerinde yaygınlaşmaya ve tanınmaya başlamıştır. Dünyanın tüm ülkelerinde bu alanı tanımayan kalmamış ve bu konuda ciddi araştırmalar halen sürdürülmektedir. Bioenerji Başta Rusya, İngiltere, Almanya, Kanada ve birçok uzakdoğu ülkesi alternatif tıp olan bioenerjiyi bilimsel olarak uygulamaya başlamış ve bu ülkelere ek olarak batı avrupa ülkelerinde, ABD’de ve İngiltere’de binlerce bioenerji uzmanını görev yapmaya başlamıştır. Ancak ülkemizde ise böyle bir durum söz konusu olmayıp, bioenerji alanında sıklıkla sadece tuhaf ve yetersiz eğitimlerin yer aldığı görülmektedir.